Galatasaray'ın Kongolu futbolcusu Shabani Nonda, şampiyonluk yaşama şansı yüksek olduğu için sarı-kırmızılı kulübü tercih ettiğini açıkladı.
Futbol hayatını 10 yıldır İsviçre, Fransa, İtalya ve İngiltere'de sürdürdükten sonra Türkiye'ye transfer olan Nonda, Futbol Federasyonu'nun aylık resmi yayın organı Tam Saha Dergisi'nin ocak sayısında yayınlanan röportajında, Galatasaray'ı her yıl şampiyonluğa oynayan bir ekip olduğu için seçtiğini ifade etti.
“Benim için gerçekten çok iyi bir seçenek oldu” diyen Nonda, şöyle devam etti:
“Çünkü Blackburn'den ayrıldıktan sonra artık oraya dönmek istemiyordum. Diğer İngiliz kulüplerinden teklifler almıştım ve Ada'ya dönme şansım son derece yüksekti. Fakat Galatasaray'ın teklifi geldiğinde, 'Hah, şimdi tamam' dedim. Çünkü büyük bir kulüp beni istiyordu. Yöneticilerin gösterdiği ilgi ve tekliflerindeki ısrar, diğer teklifleri bir kenara koyup Galatasaray'a gelmemi sağladı.”
Blackburn Rovers'ta kalması halinde 3. veya 4. forvet olacağını gördüğünü dile getiren Nonda, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Orada iyi bir sezon geçirmeme rağmen, Blackburn'e bu nedenle dönmeyi asla düşünmedim. Galatasaray'da her sezon şampiyon olmak için oynuyorsunuz. Diğer hedefiniz her yıl Şampiyonlar Ligi'ne katılabilmek. O da olmazsa UEFA Kupası'nda oynamak. Biliyorsunuz ki Galatasaray'da iki sezon oynarsanız birinde şampiyon olacaksınız, diğerinde Şampiyonlar Ligi'ne gideceksiniz. Bu, Blackburn'e dönmekle ya da İngiltere'deki bir sıra takımına gitmekle kıyaslanabilecek bir şey değil. E, ne yapacağım, şampiyon olmak için 2. Lig'e mi gideceğim? Ben büyük hedefler peşinde koşmayı tercih ettim. Yoksa gidip İngiltere'de, örneğin Blackburn'de oynayabilirdim ama bu Galatasaray'da oynamakla mukayese edilemez bir şey.”
Nonda, Blakburn Rovers ile Galatasaray arasında mantalite farkının bulunduğunu belirterek, “Blackburn'daki anlayış, bu birinci, bu ikinci, bu üçüncü santrfor şeklindeydi. Orada kalsaydım hep üçüncü santrfor olacaktım. Oysa Galatasaray'da ilk günden itibaren hocamız bana 'Sen bizim santrforlarımızdan birisin. Buradaki rekabet herkesin içine katılabileceği bir yarış. Bugün, üçüncü veya beşinci olabilirsin ama çalışırsan ve hedeflerini bize kabul ettirebilirsen birinci olabilirsin' dedi. Galatasaray'a geldiğimde gerçekten iyi olanın formayı giyeceğini biliyordum. Bu çok önemli bir fark” dedi.
Türkiye'ye gelmeden önce Song'la ve kısa bir süre Konyaspor'da oynayan Siril Domoro ile konuştuğunu anlatan Nonda, “Bana anlattıkları çok ümit vericiydi. Bu nedenle gelirken hiçbir endişe duymadım. Bu arada tabii ki Türk Milli Takımı'nın dünya üçüncüsü olduğunu biliyordum. Galatasaray ve Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nde izlemiştim. Beşiktaş ve Trabzonspor'u da tanıyordum” açıklamasını yaptı.
"ÇOK FARKLI BİR TÜRKİYE BULDUM"
Nonda, daha önce bildiklerinden ya da bilmediklerinden çok farklı bir Türkiye ile karşılaştığını belirtti.
Avrupa'da Türkiye liginden görüntülerin dahi izlenemediğini kaydeden Kongolu oyuncu, şöyle devam etti:
“Buradaki bir maç nasıl oynanır, nasıl bir sahada geçer, bunu bile görme şansınız yok. Türkiye'yi ister istemez Avrupalı bakışıyla algılamaya çalıştığınız zaman size hazır olarak sunulan şablonlara bağlı kalmak zorunda kalıyorsunuz. Tüm bunlar üst üste geldiği zaman doğru bir fikir edinme şansınız olmuyor. Ya turist olarak gelip bir hafta kalmış birisinin aklında kalanlardan ya da telefonla edinmeye çalıştığınız bilgilerden bir şeylere ulaşmaya çalışıyorsunuz. Ama ben bana anlatılanlardan çok farklı bir Türkiye buldum. Özellikle beklentilerimin çok üstünde bir Türkiye ile karşılaştım. 4,5 aydır burada yaşıyoruz ve daha önce ümit ettiklerimden çok daha fazlasını buldum.”
TÜRKİYE'NİN AVRUPA ŞAMPİYONASI FİNALLERİNDEKİ RAKİPLERİ
Türkiye'nin 2008 Avrupa Şampiyonası finallerindeki rakiplerini de değerlendiren Nonda, “İsviçre sizin ayarınızda değil” dedi.
Nonda, İsviçre'nin 10 yıl öncesine göre iyi bir takım olmasına rağmen, gerçek bir rakip veya Türkiye'nin ayarında bir ekip olmaktan çok uzak olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye'nin öncelikli rakibi Çek Cumhuriyeti, ardından da Portekiz. Doğrusunu isterseniz, Türkiye'nin eleme maçlarında oynadığı oyun ve sahaya sürdüğü takımla finallerde oynayacağı oyun ve sahaya süreceği takımı kesinlikle karşılaştırmamak lazım. Çünkü Türkiye çok iyi bir turnuva takımı olabileceğini 2002 Dünya Kupası'nda gösterdi. Takımda oynayan arkadaşlarımın buna benzer düşüncelere sahip olduğunu biliyorum. Türkiye'nin turnuva atmosferine girdikten sonra, eleme maçlarında üzerine biriken baskıyı tamamen atacağını ve gerçek oyununu oynayabileceğini tahmin ediyorum. Özellikle Bosna-Hersek maçında izlediğim Türk Milli Takımı beni çok etkiledi. Maçtan döndüklerinde de Servet'i sarılıp kutladım. O turnuvada çok iyi bir hava yakalanacağını düşünüyorum.”
"TÜRKİYE'DE KARMA FUTBOL OYNANIYOR"
Türkiye'de karma bir futbol oynandığını ifade eden Kongolu oyuncu, şunları kaydetti:
“Takımların içerisinde bir paylaşım da var. 'Bizim takımdaki baş aktör budur, arkadaki arkadaşlar buna destek verir. Biz hep beraber böyle bir oyun ortaya koyarız' şeklinde güzel bir karışım sergilenmeye çalışılıyor ve ben bunu çok seviyorum. Türkiye'de takımların içerisinde bir veya iki stratejist olmasına gayret ediliyor. Bu oyuncular çevrelerindeki oyunu yönlendiriyor. Örneğin bizim takımda Lincoln, Arda veya Hasan bu görevi üstleniyor. Diğer oyuncular onların yönlendirdiği oyunu en iyi şekilde oynayıp amaca ulaşmaya gayret ediyor.”
"HAKAN ŞÜKÜR OLAĞANÜSTÜ BİR KARİYERE SAHİP"
Hakan Şükür'ü de öven Kongolu oyuncu, “Türkiye'nin forvetteki en iyi futbolcusu, tüm zamanların en iyi golcüsü olan Hakan Şükür, olağanüstü bir kariyere sahip” ifadesini kullandı.
Nonda, 30 yaşında olduğunu ve ilk hedefinin futbol oynamak olduğunu dile getirip, “Öncelikle Galatasaray'la 2 yıllık kontratımı layıkıyla tamamlamak istiyorum. Ondan sonra neler olacağına bakacağım” derken, bugüne kadar pek çok lakabının olduğunu ve hiçbirinin üzerinde iz bırakmadığını, ancak kendisine “Shabani” denmesinden hoşlandığını sözlerine ekledi. 02.01.2008 17:24 [1161013]